top of page

Madde Bağımlılığı: Klinik Çerçeve ve Psikososyal Boyutlar

  • Yazarın fotoğrafı: Bahadır Çelikel
    Bahadır Çelikel
  • 14 Kas
  • 1 dakikada okunur

Madde bağımlılığı, yalnızca kişinin bir maddeyi kullanmaya devam etmesiyle sınırlı olmayan; biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşenlerin etkileşimiyle ortaya çıkan kronik ve yineleyici bir ruh sağlığı problemidir. Dünya Sağlık Örgütü, bağımlılığı “zararlı sonuçlara rağmen madde kullanımını durduramama ve kullanım üzerinde kontrol kaybı” olarak tanımlamaktadır. Bu kontrol kaybı; tolerans gelişimi, yoksunluk belirtileri ve kullanımın kişinin yaşam alanlarına nüfuz etmesiyle belirginleşir.

Nörobiyolojik düzeyde madde kullanımı, beynin ödül sistemi üzerinde güçlü bir etki yaratır. Dopamin salınımındaki artış, bireyin maddeye karşı yoğun bir haz ve rahatlama beklentisi geliştirmesine yol açar. Zamanla beynin doğal ödül mekanizması zayıflar ve kişi normal işlevselliğini sürdürebilmek için dahi maddeye ihtiyaç duymaya başlar. Bu süreç, bağımlılığın kronikleşmesinin en temel nedenlerinden biridir.

Psikolojik açıdan ele alındığında, madde kullanımını başlatan ya da sürdüren faktörler arasında stresle baş etme güçlükleri, duygu düzenleme sorunları, travmatik yaşantılar, öz-değer algısındaki bozulmalar ve sosyal destek eksikliği önemli yer tutar. Maddeler, kişi için kısa vadeli bir rahatlama işlevi görse de uzun vadede işlevselliği daha da zayıflatarak bağımlılık döngüsünü pekiştirir.

Bağımlılığın sosyal boyutu da göz ardı edilemez. Aile ilişkilerinde çatışmalar, eğitim ve iş hayatında performans kayıpları, sosyal izolasyon ve ekonomik sorunlar bağımlılığın hem sonucu hem de pekiştiricisi olabilir. Risk faktörleri arasında erken yaşta maddeyle tanışma, akran etkisi ve yüksek stresli yaşam koşulları öne çıkar.

Etkin tedavi, bilişsel davranışçı terapi, motivasyonel görüşme, duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, aile temelli müdahaleler ve gerektiğinde farmakolojik destekle çok yönlü olarak yürütülür. Bağımlılık yalnızca bireysel bir irade sorunu değil; biyopsikososyal temelli bir klinik süreç olduğundan, profesyonel destek sürecin en kritik basamağıdır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page